Gönlümüzü Biraktik Gülün Dibinde



Neden benden saklarsin aski sevdayi
Biliyorum sevgini gönlüm yanilmaz
Birak çiksin içinden tutma deryayi
Bogulursan elinden tutanin olmaz

Attigin tüm adimlar gelsin yoluma
Ne var bunda çekinme gel gir koluma
Sen zaten yazilisi benim soluma
Aglarsan göz yasini silenin olmaz

Kader alin yazisi yasanacaktir
Sevgiyle alevlenen tüten ocaktir
Sevdanin tek yeri var oda kucaktir
Saramazsan bir daha saranin olmaz

Bu sevdaya muhtaçken böyle gönlümüz
Birak açsin baglarda gonca gülümüz
Neler gider bosuna geçer ömrümüz
Nazlarsan geçip gider yarenin olmaz

Gülümcan eylemisim seni dünyama
Sevgin ile gelirsin her gün rüyama
Sevda olur dolarsin benim hülyama
Acmazsan güllerini derenin olmaz

Yasarim düsüremez adin dilinde
Gönlümüzü biraktik gülün dibinde
Ankarami antepmi ilin birinde
Aramazsan senide soranin olmaz

Yasar Gürlek
18-02-2007
Rotterdam / HOLLANDA

ASK MÖNÜSÜ



Sen sabahlar ve safaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atli kapini çaldiginda
beni unutma
ah! sakli gülüm
sen hem zor hem güzelsin
siirlerimin ilikliginda açilmalisin
sana burada veriyorum hayata ayrilan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal

Nazim Hikmet


ASK YARASI



Yüregimden ask kurgunu yedim ben
Doktor aglar, merhem aglar yarama.
Dilekçemi gökyüzüne verdim ben
Yagmur aglar, meltem aglar yarama.

Gözyaslari kiripiklere dizilir
Damla damla yanaklara süzülür
Ruh röntgenim duygulara çizilir
Zülüf aglar, perçem aglar yarama.

Yazan kalem kesin yazmis fermani
Kimse sorsam ''yoktur'' diyor dermani
Anlatsam çildirtir dagi - ormani
Yangin aglar, deprem aglar yarama.

Ask yarasi ilaç kabul etmezmi?
Bir gelirse daha dönüp gitmezmi?
Tib ilminin akli fikri yetmezmi?
Hatip aglar, ebkem aglar yarama..

25 Eylül 1997
Abdurrahim Karakoç

Gül Aglar



Bir sevda türküsü ki üslûbunda okunur
Bülbül terennüm eyler hicabindan gül aglar
Hasret denen bir sizi yüreklere dokunur
Zara düsen masukun agzindaki dil aglar

Derinlere nükseden masukadan sizim var
Calakalem kazinmis alnimdaki yazim var
Nagmelere sirt dönmüs kopuz denen sazim var
Hicran çalan gaydada lime lime tel aglar

Temmuzda çöken ayaz zemheriden zor geçer
Ben aciya bandikça agilari yâr içer
Alevler tirpan olup yüregimde kor biçer
Dumani tütüp giden ocaktaki kül aglar

Barudî bir sevda ki tuz bastirir yaraya
Âlemler kulak tikar göge varan naraya
Vuslata yol vermeyen daglar girer araya
Sevenlere bagrini açamayan il aglar

Geceler zindan olup düse korku saldikça
Hüzünler zipkin gibi yüregime daldikça
iç sizisi kabarip derinlerde kaldikça
Gözlerime çekilen akkordaki mil aglar

Ölü müyüm sag miyim damar kani unuttu
Bedenden ruh çekilip dista teni unuttu
Uzadikça uzuyor vakit tani unuttu
Yâre nagme götüren seherdeki yel aglar

Pazarda haraç mezat satilan bir köleyim
Sen sirin ol ben Ferhat tüm daglari deleyim
Ya tut elimden yasat ya da öl de öleyim
Bir damla suya muhtaç kepir aglar çöl aglar

Zalim felek zehirden aci katar asima
Gül açan mevsimlerde dolu yagar basima
Asuman seyre dalar gözümdeki yasima
Bu perisan ahvale bulut aslar sel aslar

Senden irak hayat yok sanma ki yasiyorum
Visale çeyrek kala çölleri asiyorum
Hu dedigim zikirde sevdani tasiyorum
Dervislerin deminde boyun bükmüs hal aglar

Semsettin Dervisoglu

Ben



senden once olmek isterim.
Gidenin arkasindan gelen.
gideni bulacak mi zannediyorsun?.
Ben zannetmiyorum bunu..
Iyisi mi,beni yaktirirsin,.
odanda ocagin ustune korsun.
icinde bir kavanozun..
Kavanoz camdan olsun,.
seffaf, beyaz camdan olsun.
ki icinde beni gorebilesin.
Fedakarligimi anliyorsun :.
vazgectim toprak olmaktan,.
vazgectim cicek olmaktan.
senin yaninda kalabilmek icin..
Ve toz oluyorum.
yasiyorum yaninda senin..
Sonra, sende olunce.
kavanozuma gelirsin..
Ve orada beraber yasariz.
kulumun icinde kulun.
ta ki bir savruk gelin.
yahut vefasiz bir torun.
bizi ordan atana kadar....
Ama biz.
o zamana kadar.
o kadar.
karisacagiz.
ki birbirimize,.
atildigimiz coplukte bile zerrelerimiz.
yan yana dusecek..
Topraga beraber dalacagiz..
Ve bir gun yabani bir cicek.
bu toprak parcasindan nemlenip filizlenirse.
sapinda muhakkak.
iki cicek acacak :.
biri sen.
biri de ben..
Ben.
daha olumu dusunmuyorum..
Ben daha bir cocuk doguracagim.
Hayat tasiyor icimden..
Kayniyor kanim..
Yasayacagim, ama cok, pek cok,.
ama sen de beraber..
Ama olum de korkutmuyor beni..
Yalniz pek sevimsiz buluyorum.
bizim cenaze seklini..
Ben olunceye kadar da.
Bu duzelir herhalde..
Hapisten cikmak ihtimalin var mi bugunlerde?.
Icimden bir sey :.
belki diyor..
18 Subat 1945.
.
Piraye Nazim Hikmet.

GÖLLERiMiZ



Gölerimiz
seffaf
temiz
damlalardir.
Her damlada
demire can veren dehamizin
bir kisi zerresi vardir..
Seffaf
temiz
damlalariyla gölerimiz
bir umman icnde o kadar birlesti ki,
kayniyan suda buzu
nasil eritirsiniz,
iste biz de
birbirimizde
ile kaybolduk.
Yuseldi golerimizin saheseri
demire can veren dehayi bulduk.

Seffaf
temiz
damlalariyla gölerimiz,
bir umman icnde birlesmeseydi eger,
her zerre
dagilsaydi baska bir yere,
dinamolarla tubinleri iftlestirerek,
ilik daglari suda kof bir kelek gibi dödemezdik..
Ve golerimizi yakan
gecenin atesini
samasiz kibrit gibi södemezdik..

Nazim Hikmet, 1922

BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESiN



Analardir adam eden adami
aydinliklardir önümüzde gider.
Sizi de bir ana dogurmadi mi?
Analara kiymayin efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

Kosuyor alti yasinda bir oglan,
uçurtmasi geçiyor agaçlardan,
siz de böyle kosmustunuz bir zaman.
Çocuklara kiymayin efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

Gelinler aynada saçini tarar,
aynanin içinde birini arar.
Elbet böyle sizi de aradilar.
Gelinlere kiymayin efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.

ihtiyarlikta aklina insanin,
tatli anilari gelmeli yalniz.
Yaziktir, ihtiyarlara kiymayin,
efendiler, siz de ihtiyarsiniz.
Bulutlar adam öldürmesin.

nazim hikmet
(?ubat 1955)

VASiYET



Yoldaslar nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtulustan önce yani,
alip götürün
Anadolu’da bir köy mezarligina gömün beni.
Hasan beyin vurdurdugu
Irgat Osman yatsin yanimda
ve çavdarin dibinde topraga çocuklayip
kirki çikmadan ölen sehit Ayse öbür yanimda.

Traktörlerle türküler geçsin altbasindan mezarligin,
seher aydinliginda taze insan, yanik benzin kokusu,
tarlalar orta mali, kanallarda su,
ne kuraklik, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette isitecek degiliz,
topragin altinda yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
topragin altinda sagir, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemisim ben
daha onlar düzülmeden,
duymusum yanik benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komsularima gelince,
Sehit Ayse'yle irgat Osman
çektiler büyük hasreti sagliklarinda
belki de farkinda bile olmadan.

Yoldaslar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu’da bir köy mezarligina gömün beni
ve de uyarina gelirse,
tepemde bir de çinar olursa
tas mas da istemez hani...

Nazim Hikmet

HASRET



Yüzyil oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayali,
gözünün içinde durmayali,
aklinin aydinligina sorular sormayali,
dokunmayali sicakligina karninin.

Yüz yildir bekler beni
bir sehirde bir kadin.

Ayni daldaydik, ayni daldaydik.
Ayni daldan düsüp ayrildik.
Aramizda yüz yillik zaman,
yol yüz yillik.

Yüz yildir alacakaranlikta
kosuyorum ardindan.

Nazim Hikmet
6 Temmuz 959

MAVi GÖZLÜ DEV, MiNNACIK KADIN VE HANIMELLERi



O mavi gözlü bir devdi,
Minnacik bir kadin sevdi.
Kadinin hayali minnacik bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanimeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev,
Ve elleri öyle büyük isler için
hazirlanmisti ki devin,
yapamazdi yapisini
çalamazdi kapisini
bahçesinde ebruliiii
hanimeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi,
Minnacik bir kadin sevdi.
Mini minnacikti kadin.
Rahata acikti kadin
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanimeli
açan eve.

simdi anliyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanimeli
açan ev...

Nazim Hikmet

GÜNESi iÇENLERiN TÜRKÜSÜ



Bu bir türkü: -
toprak çanaklarda
günesi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: -
alev bir saç örgüsü
kivraniyor;
kanli, kizil bir mesale gibi yaniyor
esmer alinlarinda
bakir ayaklari çiplak kahramanlarin!
Ben de gördüm o kahramanlari,
ben de sardim o örgüyü,
ben de onlarla
günese giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda günesi
Ben de söyledim o türküyü!
Yüregimiz topraktan aldi hizini
altin yeleli aslanlarin agzini
yitarak
gerindik!
Siradi;
Simsekli rüzgâra bindik!
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çirpiyor isikta yaldizlanan kanatlarini.
Alev bilekli süvariler kamçiliyor
saha kalkan atlarini!

Akin var günese akin
Günesi zaaaaptedecegiz
Günesin zapti yakin!

Düsmesin bizimle yola:
evinde aglayanlarin
göz yaslarini
boynunda asir bir
zincir
gibi tasiyanlar
Biraksin pesimizi
kendi yüreginin kabugunda yasiyanlar!
iste:
su günesten
düsen
ateste
milyonlarla kirmizi yürek yaniyor!
Sen de çikar
gögsünün kafesinden yüregini;
su günesten
düsen
atese firlat;
yüregini yüreklerimizin yanina at!

Akin var günese akin
Günesi zaaaaptedecegiz
Günesin zapti yakin!

Biz topraktan, atesten, sudan, demirden dogduk!
Günesi emziriyor çocuklarimiza karimiz,
toprak kokuyor bakir sakallarimiz!
Nesemiz sicak!
kan kadar sicak
delikanlilarin rüyalarinda yanan
o "an"
kadar sicak!
Merdivenlerimizin çengelini yildizlara asarak
ölülerimizin baslarina basarak
yükseliyoruz
günese dogru!
Ölenler
dövüserek öldüler;
günese gömüldüler.
Vaktimiz yok onlarin matemini tutmaya!

Akin var güneie akin
Günesi zaaaaptedecegiz
Günesin zapts yakin!

Üzümleri kan damlali kirmizi baglar tütüyor!
Kalin tugla bacalar
kivranarak
ötüyor!
Haykirdi en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yarali aç kurtlarin gözlerine perde vuran,
onlari olduklari yerde durduran
kuvvet!
emret ki ölem
emret!
Günesi içiyoruz sesinde!
Cosuyoruz, cosuyor!...
Yanginli ufuklarin dumanli perdesinde
mizraklari gögü yirtan atlilar kosuyor!

Akin var günese akin
Günesi zaaaaptedecesiz
Günesin zapti yakin!

Toprak bakir
gök bakir.
Haykir günesi içenlerin türküsünü,
Hay-kir
Haykiralim!

nazim hikmet
1924