AZRAIL
Kadinin biri, 46 yasindayken kalp krizi geciriyor ve
hastaneye kaldiriliyor. Ameliyat masasindayken, olume yakin, birden bir
Hayal goruyor.
Azraili goruyor ve soruyor: 'Benim saatim geldi mi?'
Azrail cevap veriyor:
'Hayir, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 gunun var'.
Narkozdan uyandiginda, estetik yaptirmaya karar veriyor.
Yuzunu gerdirtiyor, dudaklarini doldurtturuyor ve de
Goguslerini duzelttiriyor.
Kisacasi: 'Yeniden dogmus gibi'
Daha uzun bir sure yasiyacagini bildigi icin simdi, o kadar
ameliyatin degdigini dusunuyor. Son ameliyattan sonra,
hastaneden tamamen yeni bir insan gibi cikiyor.
Tam karsidan karsiya geciyor ki, ambulans carpiyor. Oluyor.
Cennette Azrail'e soruyor: '40 seneden daha fazla yasiyacagimi
saniyordum! Neden bana o ambulansin carpmasini saglayip,
Beni oldurttun?'
Azrail cevap veriyor:
'Kiz, allah canini almasin ben seni taniyamadim
Dostluk Ve Özgürlük Agaci Bir varmis bir yokmus. Belki dedemin, belki dedemin dedesinin zamaninda efsaneler çokmus
Anlatacagim hikaye Munzur daginin eteklerinde yüksek vadilerin ve çaglayanlarin arasinda Erzincan'in Caferli köyünde geçtigi söylenir ve öyle anlatilir çocuklara...
Kimseye ait olmayan bir arazide kocaman mi? kocaman bir agaç varmis
Çocuklar o agacin adini Özgürlük agaci; koymuslar. Dostluk ve sevgi yemisi verirmis her yil bu ulu agaç. Her bahar bembeyaz çiçeklerle süslenen dallarini, renk renk baris kuslari doldururmus
Her yil sevgi ve mutlulukla beslenirmis bu özgürlük agaci. Sevgi, dostluk ve mutluluktan saglarmis gereksinimini. Bu agacin sevgiden olusan sevgi meyvesi, diger tüm agaçlardan ayri bir özellik katarmis ona. Yapraklari daha canli, gölgesi daha serin, gövdesi daha güçlüymüs. Ona "Dostluk ve Sevgi Agaci" denilmesinin nedeni tüm canlilari barindirirmis dallarinin altinda ve üstünde. Soguktan yagmurdan kardan tutunda tüm kötülüklerden korur ve meyvesiyle beslermis onlari.
Gölgesinde barinan hayvanlarin sevgisi, dallarinda ötüsen kuslarin nesesi, altinda serinlenen yaslilarin, çocuklarini emziren annelerin mutlulugu özgürlük agacini sevindirirmis. Tüm varliklar bu agacin önünde saygiyla egilir rüzgar bile selam dururmus.
Özgürlük agaci her gün biraz daha yöredeki canli cansiz varliklara sevgisini paylasirken tüm hayvanlari ve insanlari da yemisiyle doyururmus.
Yillar yili hayvanlar ve bu yöre halki baris, dostluk, mutluluk ve güzellik içinde yasayip gitmisler. Çaliskan basarili, sevecen,dürüst insanlarmis bunlar.
Özgürlük agacinin bereketli yemisi o yöredeki bütün kuslara, hayvanlara, insanlara ve çocuklara yeter de artarmis, bütün canlilar faydalanirmis yemisinden. Her yaz sanki bereketlenir bitmek nedir bilmezmis, artan yemisler de saklanir bütün kis mevsimi yenirmis. Köyde istemiyerek iki kisi arasinda bir anlasmazlik çiksa. Köyün Cafer Agasi hemen devreye girer, bu iki dargin insana dostluk ve sevgi yemisi sunarak baris serbetinden içirip olay hemen tatliya baglarmis.
Tüm gücünü ve hakseverligini özgürlük agacindan alan Cafer aga "dur" dedi mi sular dururmus, 'yürü" dedimi daglar yürürmüs o zamanlar. O nedenle köyde kimse dargin, kirgin durmazmis, sevgi ve dostluk içinde yasayip gitmisler yillar yili. Kimse kimsenin malina göz dikmez, kimse, kimsenin hakkini yemez, her tarafta baris, dostluk, sevgi, dürüstlük ve kardeslik hüküm sürermis
Bu toplumu kiskanip çekemeyen komsu köylerin agalari ise bu köyün huzur ve mutlulugunu bozmak için çesitli planlar yapip, tuzaklar kurar dururlarmis. Amaçlari ise bu köyün birlik ve düzenini bozup göz diktikleri verimli arazilerini ve dostluk agacini ellerinden alip isgal etmekmis. Hemen ise koyulmuslar tabi. Araya casuslar koyup Cafer aganin sirrini anlamaya çalismislar ve avuçlar dolusu altin vaat etmisler bu sirri çözeceklere. Bu köydeki hikmetin o özgürlük agaci oldugunu ögrenen çevre köylerin agalari bir plan hazirlayayarak bir gece gizlice gelip bütün dallarini kesip götürmüsler özgürlük agacinin
Artik meyve vermez, kuslara, çocuklara gülmez olmus özgürlük agaci, altinda çocuklar oynamayan, kuslar konmayan özgürlük agaci üzülmüs, üzütüsünden hastalanmis aglamaya baslamis kökleri. "Özledim" demis onlari, "dallarima konan rengarenk kuslari özledim, altimda oynarken çocuklar civil civildilar nese bulurdum onlarla, dallarimi kestiklerinden bu yana gölgeme yasli nineler, dedeler de gelmez oldu. Anneler o güzelim çoçuklarini emzirmez oldu dallarimin altinda" deyip derinden derine iç geçirirmis
Derken köylüler bir bakmiski, özgürlük agaci kurumus, cansiz, bir odun parçasindan farki kalmamis
Köylüler toplanip aglamis, adaklar adamis, agitlar yakmislar, dualar etmisler ama fayda etmemis, özgürlük agaci yesermemis bir daha. Bir daha dostluk ve sevgi yemisi yenmemis o köyde, baris serbeti içilmemis. Kisa bir zaman sonra bu mutlu toplulukta isyanlar ve kavgalar baslamis. Bunu firsat bilen diger köyün agalari ise hemen savas açmislar. Kendi iç kargasalari yetmezmis gibi bir de diger köylülerle yillarca savasip iyice yilan bu insanlar, degisik kentlere göç etmeye karar vermisler.
O günden sonra herkes biribiriyle küs ve kavgali olmus, o gün bu gündür ne baris, ne huzur, ne de bereket kalmis o köyde
Mutluluk ve huzur da orda yasayan insanlar gibi terkedip gitmis buralari
Ve diger kiskanç çevre köylerin de o yil bütün ekinleri, agaçlari kurumus onlarinda çogunlugu göçüp gitmis uzaklara...
Avukat Avukat
jüri üyelerinin oturduğu bölüme doğru ilerleyip "Sayın jüri
üyeleri.." demiş, "Müvekkilim anne ve babasına son derece
saygılı, küçükleri seven, hayatta hiçbir kötülük yapmamış,
altın kurallarla yaşamış, bir onur, bir dürüstlük ve
centilmenlik abidesidir.. Onu herkes sever ve..." Küfürbaz
Billy Öğretmeni
küçük Billy'i okulun koridorunda yakalayarak "Bir daha böyle kötü
kelimeler kullanmanı istemiyorum.." demiş. Artık
Yeni Tanımlamalar Gerek.. Kule:
Delta 351.. Saat 10.15 istikametine acele dönün6 mil sonra pisti göreceksiniz.. Kurabiye Ben
Ölünce Tekrar Evlenirsen.. Hazırmısın
Sevgilim?.. Adam,
evinin salonunda hızlı hızlı bir ileri bir geri yürüyüp
saatine bakmış ve yukarı kattaki karısına
bağırmış "Hayatım.. Hala hazır değil
misin?" Tekrar
Dönecek.. Yeni
evlenmişler.. Gelin düğünün hemen ertesinde kaybolmuş..
Müthiş endişelenmiş kocası arkadaşlarından
yardım isteyip her yerde onu aramış.. 2 gün sonra eve
geldiğinde karısını mutfakta bulmuş,"Yahu
neredeydin.. Aramadığımız yer kalmadı!"
demiş heyecanla.. Hizmetçi -
Kocamı eve geldiğimde yatağımızda hizmetçiyle
yakalamayım mı?.. Seyahat Hıçkırık
Tedavisi Adamın
biri telaşla eczaneye girmiş. "Çabuk!" demiş
"Hıçkırık için acele bir ilaç istiyorum!" Bunun
üzerine Eczacı adamın yüzüne okkalı bir Osmanlı tokadı
indirmiş.. Olduğu yere çöken adam "Niye vuruyorsun ulan!"
diye bağırarak ayağa kalkmış Meğer
Gerçekmiş.. İki
psikiyatrist, kongre arasında sohbet ederlerken biri ötekine sormuş
"En zorlandığın davan hangisiydi?" diye.. Tövbe..Tövbe.. -Çok
stres altındayım doktor.. İnsanlarla konuşurken birden
sinirlenmeye başlıyor, etrafı darmaduman ediyorum.. Bana
yardım edebilir misiniz? Yatak
Islatma Tedavisi Psikiyatristin
ofisinde hasta sormuş, "Bana yardım eder misiniz Doktor.."
diye.. "38 yaşındayım ve hala yatağımı
ıslatıyorum!" Saddam'ın
Dublörleri Tarihe
Geçeceksin.. Doktoru
gergin bir suratla Dan'ın karantina altındaki odasına girip
"Bir iyi bir de kötü haberim var" demiş. "T..T.. Tamam
doktor.." demiş Dan, "İyi haberi önce söyler
misiniz?.." Ameliyat
Sonrası Hasta
ameliyattan sonra narkozun etkisi azaldıkça hafif hafif
ayılmış, odasının perdelerinin sıkıca
kapalı olduğunu fark etmiş, Doktoru gelince de sormuş
?Neden perdeleri öyle kapattırdınız ?? diye.. ?Hastanenin
bahçesinde korkunç bir yangın var..? demiş Doktor, ?Ayılır
ayılmaz ameliyatınızın başarısız
geçtiğini zannetmeyin istedim..!? Kadın,
akşam dolaşırken, birden bir erkekle beraber olma isteği
gelir. Günün
birinde üç adam ormanda yürürlerken karşılarına büyük ve
vahşi bir Hayy
İçine mıçç..! Yol
Vermesine Verecektimde.. Polisin
İşi de Zor..! Polis
yolda hız limitini aşan bayan sürücüye ceza kesmek için
durdurmuş, adını ve adresini sormuş.. "Ben, Özbekistan
Cumhuriyeti vatandaşı Ladishlav Abdulkhasim Zbkcicraznovskaya,
British Columbiada oturan kızımı ziyarete gidiyorum!"
demiş kadın.. Jonklör
ve Trafik.. Çiçekçilikte
Dikkat Şart.. Üç
Bilet.. Balıkçı
Burasıı.. Kim
Fırlattı ?.. Anne :
Niçin okuldan erken geldin oğlum? İyi
Haber.. "Bir
iyi bir de kötü haberim var!" demiş avukat müşterisine..
"Kötüyü önce söyle!" demiş adam.. "Kan tahlili
sonuçlarınız geldi.. Cinayet mahallinde bulunan DNA'lar tamamen
sizinkine uyuyor!" Veteriner
Şerif.. Küçük
bir kasabanın veterineri aynı zamanda şeriflik görevini de
yürütüyormuş.. Bir gece yarısı acı acı
çalmış telefonu.. Karısı heyecanla açmış,
karşısında telaşlı bir adam, "Çabuk
kocanızı verin!" diyen.. "Kocamı bu saatte veteriner
olarak mı, yoksa şerif olarak mı?" diye sormuş
karısı.. "Her ikisi için de..." demiş adam,
"Köpeğimizin ağzını açamıyoruz, içinde
hırsızın bacağı var!" O
Soruya Bu Cevap.. Kamyon
şoförü otoyolda giderken 'Dikkat alçak köprü!' yazısını
görmesiyle köprünün altına sıkışması bir olmuş..
Son derece sinirlenmiş ikaz levhasının daha köprüye gelmeden önce
konulmamasına.. Otoyol kapanmış, arkasında kilometrelerce
araç birikmiş, haber vermesine rağmen saatler sonra ekip gelmiş,
içeriden ağır adımlarla sırıtarak bir polis
inmiş, kamyonun yanına gelip ellerini beline koymuş,
"Sıkıştın ha!" demiş.. "Hayır Memur
bey!" demiş şoför.. "Bu köprüyü taşıyordum,
mazotum bitti..!" 'Eli
Uzun' Hizmetçi Bayan
Şöför Kadının
arabası şehrin en işlek kavşağında stop
etmiş.. Bir anda yüzlerce araba birikmiş arkasında.. Stop
etmesiyle arkasındaki arabadaki adam hiç ara vermeden kornaya basmaya
başlamış.. Kadıncağızın sürekli
çabalamalarına rağmen başaramayınca kesilmeyen korna sesi
arasında inmiş arabadan arkadaki arabaya gülümseyerek
yürümüş,"Herhalde
çalıştıramayacağım.."demiş "Rica
etsemde siz biraz deneseniz, ben arabanıza oturur sizin için kornaya
basmaya devam ederim..!" Taksi İki
taksi şoförü karşılaşmış, "Ne o?"
demiş biri, "Arabanı boylamasına ikiye bölüp bir
tarafını kırmızıya,diğer yanını maviye
boyatman nereden aklına geldi?" "Şamata olsun diye..!"
demiş öbürü, "Kaza yaptıktan sonra mahkemede şahitlerin
birbirini yalanlamasını göreceksin, ölürsün gülmekten!" Sinirli
Trafik Polisi Ray,
bardan çıkınca barın kapısının önünde bir saatlik
bir gecikme için park cezası yazan trafik polisiyle burun buruna
gelmiş.. hastanede
bekletilmek Turistleri
antik şehir turuna götüren turizm acentası cazip bir sunum yapmak
için rehberlerine "Eski Romalı Konsül" kostümü giydirerek görev
yaptırmaya başlamış. Alınlarına defne
yapraklarından taçları, tek omuzlarının üzerinden sarkan
pelerinleri ayaklarında sandaletleriyle. Bir gün rehberlerden biri tarihi
kolonların üzerinde sunum yaparken düşmüş ve
ayağını kırmış. O şehirdeki sigorta
hastanesinin acil servisine götürmüşler, bekleme salonunda kendisiyle
ilgilenecek doktoru beklerken içeriye yaşlı bir emekli girmiş,
rehberi görür görmez, "Aman Kibar
Dede Sarhoş
Müşteri Cumartesi
gecesi küçük kasabanın tek oteline çok sarhoş bir adam giriş
yapmış.. Başı çatlayacak şekilde uyanınca
resepsiyondaki çocuğa telefon ederek bir şise viski bir de pazar
gününün gazetelerini istemiş.. Görevli çocuk saatler sonra istediklerini
getirince "Teşekkür ederim" demiş, "Pazar günü bu
küçük kasabada viski bulmak kolay olmasa gerek." "İçki sorun
değil efendim" demiş çocuk, "Bugün salı olduğu
için pazar gününün gazetelerini bulmak hayli vakit aldı!"
Sanık, yanındaki diğer sanığın kulağına
eğilip, "Rezaleti görüyor musun?.." demiş, "Adama
çuvalla para verdik, herif gidip bir başkasını savunmaya
başladı!.."
"Ama babam hep söylüyor..! ? diye cevap vermiş Billy..
"Önemli değil! Bir daha kullanmanı istemiyorum, o
kadar!Manasını bile bilmediğine bahse girerim.."
demiş..
"Biliyorum efendim.." demiş Billy , "Araba
çalışmıyor" anlamına geliyor..
Delta 351: Kule.. Hepimizde dijital saat var.. Yeni bir tanımlama bulun..
Tamam..
Kadının biri kahvaltıda kurabiye yapmış,
"Hayatım.." demiş kocasına, "Bunu her sabah
millet işe giderken profesyonel olarak yapıp satsam sence ne kadar
verirler?.."
"Bilemiyorum.." demiş avukat kocası kurabiyeyi zorlukla
yutmaya çalışırken, "Sanırım en az 3 - 4
yıl!.."
Karı koca oturmuş sohbet ederlerken
"Karıcığım.." demiş adam, "Ben ölürsem
sen tekrar evlenirsin.. Bütün eşyalarımı satacağına
söz verir misin?.."
"Aa?.. Neden ki?.."
"Bir manyağın eşyalarımı kullanmasını
istemiyorum..!"
"Yeniden bir manyakla evleneceğimi nerden çıkarıyorsun
ki?.."
"Off!..Offf!" demiş karısı.. "Son yarım
saattir en az on kere 'Bir dakika sonra oradayım' diye
bağırıyorum, hala soruyorsun!"
"Dört adam beni bir haftalığına kaçırdı durmadan
hep birlikte tecavüz ettiler"
"Ama sen iki gündür yoksun.." demiş damat..
"Açlıktan içim ezildi.."demiş gelin, "Birşeyler
yemeğe geldim!"
- Eee.. Ne yaptın?
- Evden çıkarken yatak odasını kitleyip anahtarı
yanıma almaya başladım..
- İşe yaradı mı bari?
- Hem de nasıl.. O günden sonra artık divanı kullanmaya
başladılar..!
Hamal, çiftin eşyalarını zorlukla havayollarının bagaj
kabul bankosuna taşımış, sıraya girdiklerinde adam,
birbiri üzerine yığılı bavullara bakıp
"Piyanoyu da getirseydin.." demiş karısına..
"Komik olmaya mı çalışıyorsun?" demiş
karısı kızarak,
"Yoo.." demiş adam, "Biletleri üzerinde unuttum da.."
"Bakın!" demiş eczacı
"Hıçkırığınız artık yok!"
"Tabii yok!" demiş adam yanağını
tutarak.."Ama arabadaki karımın hala var!"
"Bir hastam vardı tamamen fantezi dünyasında
yaşayan.." demiş öteki, "Güney Amerika'da bir
amcasının olduğunu ve ona servet
bırakacağını düşlüyordu. Yıllardır
avukatın birinden gelecek mektubu bekledi. Yıllarca
dışarı çıkmadan, herhangi bir şey yapmadan bekledi. Bu
adamla sekiz yıl uğraştım..!"
"Peki sonuç ne oldu?"
"Sekiz yıl sonra tam iyileşiyordu ki Allah'ın cezası o
mektup geldi!"
-Tabii, bana probleminizi anlatabilir misiniz?
-Deminden beri ne anlatıyoruz hıyar?..Haa? Ne anlatıyoruzzzz..
"Sıkılmayın!" demiş doktor..
"Gelişmemiş benlik isyanı.. Sorumlulukları
kabullenememe durumundan kaynaklanıyor.. Yatağınızı
ıslatmamanızı iki yolla önleyebiliriz.. Birinci yol
psikoanaliz.. Haftada beş terapi, saati 50 Dolar..!"
"Peki ikinci yol??"
"Lastik don!.. Çifti iki dolar!"
Doktor, Saddam'ın bütün dublörlerini toplamış, "Bir iyi,
bir de kötü haberim var!" demiş, "İyi haber Saddam hala
yaşıyor.. Sizler için kötü haber ise bir kolunu ve bir
bacağını kaybetmiş olması!."
"Sağlık Bakanlığı bu hastalığa,
ölümünden sonra senin isminin verilmesine karar verdi!.."
Etrafta kimse yok, çıldıracak. Bir kilise görür ve içeri dalar.
Kilisede kimse yok ama nöbetçi papazı görür.
Papaz :
- Kızım gecenin bu vakti ne istiyorsun?
- Seni istiyorum seniiiiii. Al beni al!
- Kızım neler saçmalıyorsun burası kilise!
- Umurumda değil. Hemen şimdi. Senin olacam senin!
- Kızım saçmalama. Ben bir papazım! Yapamam!
Kız soyunur ve yere uzanır. Muhteşem güzeldir de.
Bizim papaz terlemeye başlar. Ne yapacağını bilemez halde,
çarmıhtaki
İsa'ya döner;
- Yüce İsa ne yapmam lazım? Söyle bana ne olur!
İsa seslenir :
- Çöz beni . Çöz beniiiiiiiiii! :)))))
nehir çıktı.
Ama nehrin karşı kıyısına mutlaka geçmeleri
gerekiyordu. Peki bunu nasıl
başaracaklardı?
Birinci adam, dizlerinin üstüne çöktü ve Tanrıya dua etti:
"Tanrım, lütfen nehrin karşı kıyısına
geçebilmem için bana güç ver!"
Pppppfffffuuuuuffffff....
Tanrı ona uzun kollar ve güçlü bacaklar verdi.
Böylece nehrin karşı kıyısına geçebildi. Ancak bunun
için 2 saat boyunca
dalgalarla boğuştu ve neredeyse 3-4 kez boğulma tehlikesi
geçirdi. Ama,
basarmıştı!
Bunu gören ikinci adam da Tanrıya dua etti:
"Tanrım lütfen nehrin karşı kıyısına
geçebilmem için bana güç ve gerekli
aracı ver!"
Pppppfffffuuuufffff.......
Tanrı ona bir tekne verdi ve o da nehrin karşı
kıyısına geçmeyi
başardı, ancak birkaç kez teknenin alabora olma tehlikesiyle
karşılaştı...
Tüm bu olan bitenleri izleyen üçüncü adam, dizlerinin üstüne
çöktü ve Tanrıya yalvardı: "Tanrım, lütfen nehrin
karşı kıyısına
geçebilmem için bana güç, araç ve zekayı ver!"
Ppppppfffffuuuuffff.....
Tanrı adamı bir kadına dönüştürdü... Kadın haritaya
baktı....
Nehrin biraz yukarısına doğru yürüdü ve köprüden
karşıya geçti....
BU YAZIYI, GÜLMESİ İÇİN BİR KADINA VE ACI GERÇEĞE
KATLANABİLECEĞİNİ
DÜŞÜNDÜĞÜN TÜM ERKEKLERE GÖNDER :-)
Belediye şehrin önemli bir gününü kutlamak için bir toplantı
düzenlemiş.. Toplantıya ilgiyi arttırmak içinde toplu hipnotizma
yapan çok meşhur bir üstadı geceye davet etmişler..
Birkaç hafta sonra belirtilen saatte salon tıklım tıklım
dolmuş..
Hipnotizmacı hafif loş bir ortamda cebinden antika bir saat
çıkartıp oturuma başladığında herkes
heyecanının son haddindeymiş..
Zincirinden tuttuğu cep saatini ağır ağır sağa
sola sallamaya baslamış, bir yandan da 'Saate bak.. Saate bak.. Saate
bak..' diye mırıldanıyormuş.. Yüzlerce göz sağa sola
sallanan saatin parlak metal kapağından yansıyan ışığı
takip ederken yavaş yavaş kapanmış..
Tam o sırada saatin zinciri adamın elinden kayıp yere
düşmüş ve antika saat yüzlerce parçaya ayrılmış..
"Hay içine mıçayım..!" diye boş bulunup birden
bağırmış adam..
Konferans salonunu temizlemek üç hafta sürmüş..
Trafik kazası sonrası olay yerine gelen polis her iki otomobilin
konumunu tespit ettikten sonra sürücülerin ifadesi için yanlarına
gitmiş, bir tanesi yaşlı bir kadın sürekli "Yolun
yarısını bana bırakıp geçmeme izin verseydi bu kaza olmayacaktı.."
diye tekrar edip duruyormuş.. Polis arabasının etrafında
dönerek hasar tespiti yapmaya çalışan diğer sürücünün
yanına gitmiş ve yaşlı kadının beyanını
iletmiş.. "Memur bey, yolun yarısını hanımefendiye
vermeye mutlulukla hazırdım.." demiş adam, "Ancak
hangi yarısından geçmek istediğini bir anlayabilseydim!.."
"Şeyy! Tamam!" demiş polis "Bir dahaki sefere lütfen
hız limitine dikkat edin!"
Polis yolu kesmiş sürücü kontrolu yaparken adamın birinin
arabasındaki bıçakları görmüş.. "Ben hokkabazım
efendim..!" demiş adam.. "Bu bıçakları gösterimde
kullanıyorum...! Polislerin cevabından tatmin
olmadıklarını anlayınca, "Size bir gösteri
yapabilirim!" demiş ve çıkmış arabanın
dışına her bir bıçağı daha yükseğe atarak
aşağı ineni tutup tekrar fırlatarak havada bir daire
oluşturmuş hokkabaz.. Muayene sırasının kendisine
gelmesini bekleyen bir arkadaki takside bulunan yaşlı adam
"Yırttık hanım!" demiş karısına
"İyiki bu akşam arabayı almamışız..
Polislerin alkol muayenesi için adama yaptıklarını görüyor musun?
Vallahi yapamazdım...!"
Adamın biri yeni dükkan açarken arkadaşından çiçek gelmiş..
Üzerinde bir kart, "Derin saygılarımla...!" diye..
O sırada sepeti getiren çiçekçi aramış telefonla "Özür
dilerim efendim, size gönderilen çiceğinize yanlış kart
takmışız!"
"Önemli değil!" demiş adam "Bende iş
adamıyım, bu tip yanlışlıklar hep olabilir iş
hayatında..!
"Ama efendim!" demiş çiçekçi, "Sizin kart da bir cenazeye
gitmiş, "Yeni yeriniz hayırlı olsun!" diye.
Hayatım harika bir gece geçireceğiz üç tiyatro biletim var!"
demiş genç adam nişanlısına..
"Üç biletmi? kim için?"
"Annen Baban ve erkek kardeşin için..!"
- "Navarro'nun topları" geldi mi?
- Burada olmaz efendim.. Burası balıkçı dükkanı!
- Peki ya "Yüzüklerin Efendisi?"
- Söyledik ya burası balıkçı!..Burada sadece balık olur..
Tövbe tövbe..!
- Peki o zaman.. "Wanda adında bir balık" lütfen!
Çocuk: Bir soru sordular bir tek ben cevapladım..
Anne : Harika.. Peki sana ne sordu öğretmenin?
Çocuk: Müdüre silgiyi kim fırlattı..!
"Oh! Aman Tanrım.. Hayır!" demiş adam "Peki iyi
haber nedir?"
"Kolesterolünüz sadece 140!"
"Yeni hizmetçinin eli biraz uzun galiba .. İki havlumuz da
kayıp!"
"Aaaa!.. Hangileri?"
"Hilton'dan aşırdığımız büyük ile
Sheraton'dan yürüttüğümüz sarı..!"
"Yazma şu cezayı memur bey" demiş. Polis onu hiç
umursamadan cezayı yazmaya devam edince
-psikopat ne olacak..... demiş.
Polis Ray'e şöyle bir bakıp "Aşınmış
lastikler" için ikinci bir ceza makbuzunu yazmaya
başlamış..
Ray;
- ne kadar ceza yazarsan yaz,bana vız gelir....demiş.. polis ilk iki
ceza makbuzunu arabanın sileceği altına sıkıştırıp
üçüncü makbuza başlamış..
Bu sürtüşme 20 dakika kadar sürmüş, polis ceza üzerine ceza
yazmış,..
Ray hiç oralı olmamış.. Yürümüş, karşı
kaldırımda park ettiği kendi arabasına binip, sürmüş
gitmiş..
Tanrım" demiş gözleri şaşkınlıktan
büyüyerek, "Sigorta hastaneleri için söylerdiler de inanmazdım.. Ne
kadar zamandan beri bekliyorsunuz?.."
-Çok kibar bir adamsın Dede..
-Neden?
-Ne zaman hapşırsan elinle ağzını kapatıyorsun..
-Ama başka türlü takma dişimi nasıl yakalayabilirim ki?..